Sevgilinize fırsat sitelerinden hediye alır mısınız?

firsat_siteleri

Şu hayatta gönülden verilen hediyeler kadar kıymetli bir şey yoktur. Belki ufak, belki değerli bir şey… Önemli olan sevdiğimiz kişiyi mutlu etmek, ona ne kadar değer verdiğimizi hissettirmektir.

Sevgi “ucuz” değildir!

Dün sevdiğime bir hediye alıp, göndermek için kargo şubesinin yolunu tuttum. Şubede illaki kutuya koyacaksınız diye beni geri çevirdiler. Sonuçta onlar da haklı ama eve gidip tekrar şubeye gelmeyi kimse istemez değil mi? Hem hediyeme bir zarar gelse, ne bilim kırılsa, patlasa, dökülse, kıyameti koparır kargo çalışanlarını hayatından bezdiririm.
Neyse mecburen evin yolunu tuttum ve evde ne kadar kutu, ambalaj varsa salonun ortasına yığdım. Bizim evde genelde ayakkabı kutuları ve kurumsal firmalardan gelen logolu hediye paketleri var. Bir de fırsat sitelerinden gelen logo baskılı kutular!
Sen o kadar hediye seçicem diye düşün taşın, sonra hediyeyi fırsat sitesi kutusuyla gönder!
O saatte başka bir seçeneğim olmadığı için istemeye istemeye hediyemi Markafoni kutusuyla gönderdim. Sonrasında telefon açıp, “Hayatım vallahi hediyeni fırsat sitesinden satın almadım, başka kutu yoktu evde” diye kendimi açıklama yapmak zorunda hissettim.

Private shopping ve fırsat siteleri ne kadar uygun fiyatlarla ürün ve hizmet satsa da bana göre fırsat, ucuzluk, kampanya gibi kelimeler hediye almayı düşünen kişilerde olumsuz bir etki uyandırıyor. Her nedense, insan sevdiği birisine bir şey alırken fırsat sitelerinden alışveriş yapmak istemiyor. Kendi bekar hayatımızda kendimiz için belki yeri geldiğinde en ucuzunu alırız ama söz konusu sevdiğimiz biri olduğunda ona değerli bir hediye vermek isteriz. Değerliden kastım pahada değerli değil, anlam ifade etmesi bakımından değerli bir hediye.

Sevgililer Günü’ne özel saçma sapan hediye fikirleri

Hediye konusunda zorlama günleri çok sevmiyorum. Hem ne gerek var gereksiz bir beklenti içerisine girmeye?! İnsan gönlünden geldiği zaman hediye almalı. Hediyeleşmeyi seven biri olmama rağmen Sevgililer Günü ve yılbaşı gibi önemli günlerde kendimi çok fazla baskı altında hissediyorum. Sanki bu günleri kutlamak zorundaymışız gibi bir pazarlama bombardımanına maruz kalıyoruz. Birbirimize karşı sevgimizi göstermemiz için illaki Sevgililer Günü’nde pahalı bir hediye almak, şık bir restoranda yemek yemek mi gerekiyor? Bu mudur yapılması gereken ritüel?

Bir çok marka tarafından yapılan Sevgililer Günü’ne özel ilgisiz promosyonlar ve basın bültenleri bu güne karşı bende ciddi bir antipati yaratıyor. Her marka Sevgililer Günü’ne özel kampanya yapacak diye bir zorunluluk mu var? Sevgililer Günü içinizi ısıtacak falanca marka çay, erkek arkadaşınıza özel matkap, sevgiliye özel duş başlığı!… Daha saymakla bitmeyecek, hayal gücünüzü zorlayan anlamsız hediye önerileri. Bu hediyeler insanı romantizmden soğutur!

En güzel hediye…

Sevgili olmak, iki kişilik özel bir dünya kurmaktır. Bir tatlı söz, şefkatli bir bakış, içten gelen bir davranış, olmadık zamanda yapılan bir sürpriz… Hele uzaktayken çıkıp gelmesi…. O işte en güzel hediyedir!

Leave a Comment

O Ödesin Cell

turkcell_t40

Türkiye’nin ilk yerli akıllı telefonu Turkcell T40’lar nihayet satışa sunulddu. Benim de “Made in Turkey” imzalı ilk yerli telefonumuzu test etme fırsatım oldu.

Tasarım ve donanımı tamamen Türk insanının telefon kullanım alışkanlıklarına göre tasarlanan T40’lar, fiyatı ve performansıyla satın alınıp, eşe dosta hava atılabilecek cinsten bir telefon. 

Hava atma konusunda abartmıyorum. Turkcell T40 test için geldiğinde hattımı takıp, telefonu kullanmaya başladım. Elektrik idaresinde bir işim vardı ve mecburen gitmek zorundaydım. Bir taraftan sıramı beklerken, diğer taraftan da e-postalarımı yanıtlıyor, telefonu kurcalıyordum. Uzun bir bekleyişin ardından nihayet sıra bana geldi. Ancak veznelerin kapalı olması nedeniyle sadece kredi kartıyla ödeme yapılıyordu. Benim kredi kartım da olmadığı için personel en yakın bankaya yönlendirdi. Bankadan hesaba para yatırmam gerekiyormuş!

Telefonumdan yatırayım, kim gidecek bankaya kadar deyip, Garanti Bankası’nın uygulamasını kullanarak, anında cep şubesinden işimi hallettim. Görevli memur elimdeki telefonu dikkatli gözlerle süzerek, “O telefonun modeli nedir? Yoksa T40 mı?” diye sordu. Ben de evet T40 diye cevapladım. O zamana kadar herkes para yatırmak için bankaya giderken, benim telefondan bankacılık işlemlerini yapmam memurun biraz tuhafına gitse de elimdeki telefona karşı kendisinde bir hayranlık uyandı.

Söyleyeceğim o ki, çoğu insan elindeki akıllı telefon ile neler yapabileceğinden habersiz. Adeta minik bir bilgisayar olan akıllı telefonlarla pek çok şeyi yapmak mümkün. Benim için sahip olduğum telefonun markası, modeli ve popülaritesi hiç önemli değil. Elimdeki cihazla neler yapabildiğim, onu kullanıp kullanamadığım daha önemli bir detay. Akıllı telefon sahiplerinin çoğu telefonlarını genellikle arama yapmak, mesaj yazmak, fotoğraf ve video çekmek için kullanıyor. Haliyle T40, alışkanlıklarımız göz önünde bulundurulduğunda kullanıcıyı tatmin edebilecek bir telefon.

Türklerin kullanım alışkanlıklarına göre tasarlanmış

Hatırlarsanız bir zamanlar “çağrı atma” diye bir iletişim modeli vardı. Özellikle sevgililer birbirine çağrı atarak, “şu anda seni düşünüyorum, aklımdasın”mesajı verirdi. Hiç konuşmadan birbiriyle iletişim kurabilmenin bir yöntemiydi bu eylem. Hiç konuşmadan anlaşmayı nasıl becerebiliyorsak artık…

Çağrı atmak, aynı zamanda kontörüm yok beni ara demenin de sözlü olmayan bir ifadesiydi. Ve genellikle kontörlü hatlardan faturalı hatlara yapılırdı. Daha sonra çağrı atma eylemi yerini daha pratik bir hizmete bıraktı: Ödemeli arama. Eğer kontörünüz yoksa bu istediğiniz kişiyle iletişim kurmanıza engel değildi. Karşı tarafın telefon ücretini ödediği bu iletişim modeline ben “O Ödesin Cell” ismini koymuştum.

*135* yazdıktan sonra, arayacağınız numarayı yazıp, # tuşuna basarak yapılan ödemeli aramalar bir ara oldukça popüler olmuştu. Bu yöntem zamanla o kadar yaygınlaştı ki bazı kullanıcılar telefon numaralarını ödemeli arama koduyla telefonlarına kaydetmeye başladılar. Yani bu demek oluyor ki telefon rehberindeki bazı kullanıcılarla “O Ödesin Cell” yöntemiyle  iletişim kuruluyor…

Turkcell’in ilk yerli üretim T40 modelinde bize özgü “O Ödesin Cell” gibi alışkanlıklarımız da göz önünde bulundurulmuş. Artık gelen aramaları tek tuşla kapatıp, sizi arayan numarayı otomatik olarak geri arayabiliyoruz. Tam bizim alışkanlıklarımıza göre üretilmiş bir telefon!

Turkcell T40’ın öne çıkan özellikleri:

Turkcell’in ilk yerli tasarım telefonunda Türk telefon kullanıcılarının ne kadar alışkanlığı varsa mühendisler tarafından titizlikle gözlemlenmiş ve sonuç olarak ortaya hem akıllı, hem de fiyatıyla cep yakmayan bir telefon modeli ortaya çıkmış.

T40’ın öne çıkan özelliklerini sıralayacak olursak;

- Turkcell T40 sıvı temasına karşı korumalı. Yani telefonunuzun üzerine su dökerseniz üzülmenize gerek yok.

- Artık karanlıkta kaldığımızda belirli periyodlarda telefonun tuşlarına basarak etrafa aydınlatmaya çalışmayacaksınız. T40’ın el feneri özelliği ile karanlıkta kalmaya son.

- Gelen potansiyel çağrı ve ödemeli aramaları tek tuşla kapatıp, yeniden arayabilirsiniz.

- Otobüste, metrobüste, düğünde, trafikte ve her yerde rahatça konuşmanızı sağlayacak  gürültü engelleyici (Noise Cancellation) özelliği sayesinde “Sesim geliyor mu?!” “Beni duyabiliyor musun?” diye bağırmak zorunda kalmayacaksınız.

- Fotoğraf çekemeden duramayanlardan mısınız? T40 geceleri de oldukça net fotoğraflar çekiyor. Durmak yok, gece de fotoğraf çekip paylaşabilirsiniz.

- Facebook, Twitter, Instagram ve Foursquare gibi en sevilen sosyal medya uygulamaları ile kim ne yapmış, anında haberdar olabilirsiniz.

- Mesajlaşmadan duramayanlardansanız Google Play Store’dan Whatsapp indirip, sevdiklerinizle ücretsiz mesajlaşabilirsiniz.

- Bakkala, büfeye, taksi durağına adres sormanıza gerek yok. T40’da yer alan Google Haritalar uygulamasıyla istediğiniz adresi elinizi koymuş gibi bulabilirsiniz. Denedim, %100 çalışıyor.

- Telefonunuz kaybolursa “O kadar para verdim, gitti güzelim telefon!” diye dizlerinizi dövmeye gerek yok. T40’lar kayıp ve kırılmalara karşı sigortalı.

Leave a Comment

LinkedIn’de flört edilmez!

linkedin_ask_iliski

Genel olarak Facebook ve Twitter kullanıcısı kadar büyük bir kullanıcı ağına sahip olan LinkedIn, bir arkadaşlık sitesi değildir.

Her eve bilgisayar girdiği günden beri yeni insanlarla tanışmak ve arkadaş olmak bir problem olmaktan çıktı. Hatta insanların birbirleriyle arkadaşlık kurabilmeleri, flört edebilmeleri ve hatta evlenebilmeleri için bir çok arkadaşlık sitesi kuruldu. Arkadaşlık sitelerinin ardından ailemiz ve sosyal çevremizle bağlantıda kalmak için Facebook’u, yeni insanlarla fikirlerimizi paylaşmak içinse Twitter’ı kullanmaya başladık. İş dünyası da bu sosyalleşme trendinden geri kalmayarak LinkedInüzerinden birbiriyle iş bağlantıları kurmaya başladı. Artık yeni müşteriler kazanmak için uluslar arası fuarlara katılmaya, şehir dışı bayi ziyaretleri yapmaya gerek kalmadı. LinkedIn sayesinde potansiyel müşterilerinizle doğrudan iletişime geçebilir, yeni iş bağlantıları kurabilirsiniz.

İş başka aşk başka

Genel olarak Facebook ve Twitter kullanıcısı kadar büyük bir kullanıcı ağına sahip olan LinkedIn, bir arkadaşlık sitesi değildir. Aradığınız aşkı burada bulamazsınız. LinkedIn, iş dünyasına yönelik bir sosyal paylaşım sitesidir ve günlük yaşamda iletişim kuramayacağınız pek çok yönetici ile iş bağlantısı kurmanızı sağlar. Bu sitede oluşturacağınız profil ile iş hayatınıza yön verebilir, kariyer basamaklarını birer birer tırmanabilirsiniz. Tabi ki yazılı olmayan bazı kurallara dikkat eder, siteyi arkadaşlık amacıyla kullanmaya çalışmazsanız… Peki LinkedIn’i nasıl kullanmalı, nelere dikkat etmelisiniz?

- Profil sayfanızı sizi en iyi yansıtacak şekilde oluşturun. Daha önce çalıştığınız şirketler, eğitim durumunuz, elde ettiğiniz başarılar ve sertifikaları eksiksiz olarak profilinize yazın. Bu, kullanıcıların sizin hakkınızda daha sağlıklı bilgi edinmelerini sağlayacaktır.

- Profilinizde kullanacağınız fotoğraf sizi ve yaptığınız işi anlatmalıdır. Tatil ve eğlence fotoğraflarınızı profil resmi yapmayın.

- LinkedIn iyi yönetilmediği halde kariyerinize ve itibarınıza zarar verebilir. Bu yüzden profesyonellerle bağlantı kurarken iş dışında başka bir amacınız olmasın.

- LinkedIn’in arama fonksiyonuyla pek çok şirket yetkilisi ve yöneticiye ulaşabilirsiniz. Bu kişilerle iletişim kurmak için bir amacınız, iş hedefiniz olması gerektiğini unutmayın ve bu şansı iyi değerlendirin.

- Profesyonellere iş dışında makaleler, özlü sözler ve ilgilenmeyecekleri konularda mesajlar göndermeyin, sohbet etmeye çalışmayın.

- LinkedIn bir flört sitesi değildir. Bu yüzden kimseye özgeçmişiniz çok etkileyici, profil resminiz çok başarılı gibi iltifatlarla kur yapmayın.

- LinkedIn’de ziyaret ettiğiniz profiller görülür. Bu yüzden iletişim kurduğunuz profilleri defalarca  ziyaret etmeyin. Yanlış anlaşılmalara neden olabilirsiniz.

- Twitter güncellemelerinizi LinkedIn’le ilişkilendirebilirsiniz. Ancak attığınızı tweetlerin işinizle ilgili olması gerekiyor.

Leave a Comment

Facebook’tan düğün daveti göndermeyin!

fb

Genç kızların “hem ağlarım, hem giderim” dedikleri bir düğün sezonunu daha geride bıraktık.

Bütün yaz ayı boyunca kınalar yakıldı, Ankara’nın Bağları’yla göbekler atıldı ve düğün fotoğrafçılarına bol bol pozlar verildi. Ancak bütün bunlar olurken unuttuğumuz çok önemli bir şey vardı… Geleneklerimiz!

Facebook’tan düğün davetiyesi gönderene, altin.jpg göndermek istiyorum!

Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle zamanla gelenek ve göreneklerimizi unuttuk. Çocukluğumda “düğüne okumak” diye bir geleneğimiz vardı. Gelin ve damadın akrabalarına ayakkabı, takım elbise, gömlek gibi daha özel hediyeler alınırdı. Tanıdıklar ise düğün davetiyesiyle düğüne davet edilirdi. Düğüne katılanlar da davet ediliş şekline göre takılarını alır, düğüne öyle gelirdi. Şimdilerde ise durum çok farklı… Facebook’tan bir etkinlik daveti göndermek yeterli!

Ne kadar teknoloji kullanırsam kullanayım, kişisel olarak hala geleneklerine bağlı bir insanım. Bu yüzden Facebook’tan düğün daveti aldığımda aklıma ilk gelen şey karşı hamle olarak arkadaşımın duvarına altin.jpg göndermek oluyor!

Misafirleriniz kendini özel hissetsin

Bir genç kız için evlilik, hayatının en önemli olaylarından biridir. Bu yüzden düğün de kusursuz olsun ister. En sevdiği insanlar ve akrabaları da bu önemli olaya şahitlik etmek ve bu özel günde ailece hep birlikte olmak isterler. Ancak böylesi önemli bir günü planlarken oldukça dikkatli davranmak gerekir. Yakın bir arkadaşınızı ya da akrabanızı Facebook’tan düğüne davet etmek pek hoş karşılanmayabilir. Ne de olsa herkes kendini özel hissetmek ister…

Facebook’tan düğün daveti göndermenin toplu mesaj göndermekten farkı yoktur. Karşınızdaki insanın duygusunu, heyecanını, o sesindeki tatlı telaşı hissedemezsiniz. Herhangi bir duygu paylaşımı yoktur. Düğüne katılıp katılmamanız da önemli değildir aslında. Siz sıradan davetlilerden birisiniz ne de olsa…

Hayat paylaşınca güzel!

Aslında kağıt tasarrufu açısından bakıldığında düğün davetini Facebook’tan göndermek mantıklı gelebilir. Ancak karşınızda duyguları olan, gerçek bir insan olduğunu unutmayın. Bu davranışınız arkadaşınızın üzülmesine, kırılmasına ve ilişkinizde ciddi bir hasara yol açabilir.

Bu yüzden evlenecek çiftlere naçizane tavsiyem; eğer sevdiklerinize kendini özel hissettirmek istiyorsanız  üşenmeyin ve onları tek tek arayın!..

Ne de olsa hayat paylaşınca güzel!

Leave a Comment

Telefonun hakkını ver!

2014-akilli_cep_telefonlari

Biraz nostalji yapalım. Hatırlarsanız geçmiş yıllarda Cem Yılmaz bir akaryakıt fimasının reklamlarında oynamıştı.

Reklamda eski model arabasıyla son model bir Ferrari’ye meydan okuyan kahramanımız, yarışın sonunda “Arabanın hakkını ver!” diyerek, rakine karşı zaferini ilan ediyordu. Eski model telefonlarla yeni model telefonlar arasında ki olay da bundan ibaret. Eğer son teknoloji ürünü akıllı bir telefona sahipseniz,elinizdeki telefonun hakkını verin!

Selocanlar geleceği yazacak!

Dünyada mobil uygulama kullanımı oldukça yaygınken, Türkiye’de maalesef bu oran şu an için oldukça düşük. Nedeni ise çoğu akıllı telefon kullanıcısının telefonunun özelliklerinden bi haber olması… AppStore ve  GooglePlay’de binlerce uygulama indirilmeyi ve tam performans kullanılmayı beklerken, çoğu kullanıcı halen akıllı telefonlarını arama yapmak, mesajlaşmak ve internete girmek için kullanıyor… Neyse ki Turkcell, mobil uygulamaların kullanımını yaygınlaştırmak ve yerli mobil uygulamalar geliştirmek için “Geleceği Yazanlar” projesi ile mobil yazılım seferberliği başlattı. Bu proje ile Türk gençliği mobil yazılımcı olmaya yönlendirilecek ve daha fazla yerel uygulamamız olacak.

Hayatınızı kolaylaştıracak en faydalı iPhone ve iPad uygulamaları

Mobil uygulamalar deyince ilk akla gelen oyun veya sosyal medya uygulamaları. Halbuki AppStore’da hayatınızı kolaylaştıracak pek çok uygulama yer alıyor. Sağlıktan güzelliğe, sanattan estetiğe, güvenlikten üretkenliğe kadar çok geniş bir yelpazede mobil uygulamalar hizmetinizde.

İşte onlardan bazıları:
1- Skype
2- Dropbox
3- Evernote
4- Moleskine
5- WordPress
6- Keynote
7- Flipboard
8- TripAdvisor
9- Google Maps
10- Facebook
11- Spotify
12- Whatsapp
13- YouTube
14- IBB Cep Trafik
15- Hareket Saati
16- Viber
17- Google Drive
18- Find My iPhone
19 – Pixlr
20- FotoRus
21- Yandex Harita
22- LinkedIn
23- Google Drive
24- Flashlight
25- Yelp
26- Egzersiz
27- Super Note
28- IMDb
29- TED
30- iTunesU
31- Google Earth
32- Photo Editor by Aviary
33- WebMD
34- Pinterest
35- Paper by FiftyThree

Leave a Comment